Has Bahçede Ayş’u Tarab

Halil İnalcık·7 quotes

>

İran edebiyatını taklid ve tercümeciliği ile ortaya çıkan ilk mesnevilerimizdeki ifade, kalıplar, teşbih ve işti’are malzemeleri, üslup özellikleri hemen hemen tamamıyla İran edebiyatı mesnevileriyle aynıdır. Taklid (mimesis) tüm dünya edebiyatları için geçerli bir olgudur.

>

Tatarların adeti, şarabı yemekten evvel içmektir. Davetliler sarhoş olmadıkça ziyafet ziyafet sayılmaz. Her kadeh dolu verilir ve bir yudumda yuvarlamak gerekir. Yoksa kadehi yeniden doldurulmaz. İçmeyen davetli bu şerefi bağışlayan ev sahibine, Timur’a hakaret etmiş sayılır. En çok içine bahadur denir.

>

Osmanlı’da padişah, halife sıfatıyla ilmiye sınıfını kontrolü altında tutabilme imkanına sahipti. Orta Asya devletlerinde ise, ulema vakıfları kontrol ettiklerinden ve şer’i hukukların temsilcisi olduklarından, gittikçe daha bağımsız bir duruma gelebilmiştir. Bu çatışma, her İslam devletinde gündemde idi. Din adına ulemaların vakıfları çoğaltmak için çabaları karşısında İslam devletlerinde vakıfların nesh edilip(kaldırılıp) hazineye alınması her dönemde rastlanan bir mücadele konusu idi.

>

Fatih Sultan Mehemmed, ilmiyeye ve dervişlere ait yüzlerce vakfı nesh etmiş, gelirlerini askerlere tayin etmiş.

>

“Hakikatde padişahların devleti ve görmeti, nöker ve il ve memleket iledir. Eğer nöker ve il ve ra’iyyet olmayacak olursa, padişahlık mümkün değildir.” Bu görüş, Osmanlı devlet geleneğinin temel prensiplerini ifade eder. Nöker, hükümdara tam itaat ile bağlı kulları; il, ülke; ra’iyyet ise çalışan ve vergi veren tebaadır. Devlet bunlar ile oraya çıkar.

>

Kişinin beden ve ruhunun gereklerini, uygun ve meşru biçimde tatmin için önlem alması sarayının düzen içinde idaresi, saltanata ait esaslardandır. Neslin ve kişinin bekası için gerekeni yapmak bir ödevdir. Yüce Tanrı insanı yaratmış ve insan neslinin bekası konusunda açık bir buyrukta bulunmuştur. Hz. Peygamber de bu anlama işaretle, “Kuşkusuz nefsin senin üzerinde bir hakkı vardır” hadisini söylemiştir.

>

Osmanlı toplumunda cami kürsülerinde cumaları halka hitap eden vaizler, hutbeleriyle halk üzerinde daima etkili olmuş, ayaklanmalara ön ayak olmuşlardır.