Tarihe Tanıklığım

Aliya İzzet Begoviç·10 quotes

>

İnsan da çift yapılı bir mahluktur ve ruh ve bedenden oluşur. İnsanın ilk yönü bilimin diğer yönü ise din, sanat ve alnfokat? ilgi alanıdır. Bu nedenle de insan hakkında iki hikaye ve hakikat mevcuttur. Batı dünyasında bunu Darwin ve Michelengelo sembolize eder. Bilim, teknik medeniyete, din ve sanat ise kültüre aittir. Birincisi beşeri ihtiyaçların fedaisi (nasıl yaşarım), ikincisi ise beşeri temayüllerin ifadesidir (niçin yaşıyorum).

>

Marksist bir formülasyon olan “Adalet, yönetici sınıfın iradesinin kanuna dönüşmüş şeklidir.”

>

İrredantizm: Ulus-devlet sınırları dışında kalan soydaşların yaşadığı toprakların anavatana katılması talebi, yayılmacı milliyetçilik.

>

Tarihi açıdan bakıldığında, günümüzdeki anlamıyla “düşünce suçu” müessesini icat etme “şerefi” dünyadaki ilk sosyalist devlet olan SSCB’ye aittir. Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti Ceza Kanunu’nun değiştirilmesine yönelik Mayıs 1922 tarihli bir teklifte Lenin, düşman propagandasını, idam ile cezalandırılabiliecek altı yeni suç arasında koydu.

>

Türkiye’de Bosna’nın büyük dostu Turgut Özal ile tanıştım. Özal gerçekleştirdiği iktisadi reformlarla bilinen Türkiye’de popüler Cumhurbaşkanıydı. Kendisine bunun sırrı nedir diye sorduğumda bana “ Bir kelimeyi aklınızda tutun: banka. Düzenlemeye bankalardan başlamak gerekir.”

>

Bizlere öğrettikleri politikanın menfaatlere göre belirlendiği, çalışma grupları tarafından belirlendiği, mantığa uygun olduğu, öngörülebilir olduğu ve insanların şahsiyetine bağlı olmadığına ilişkin teori yanlıştı. Bunun tamamen doğru olmadığı görüldü. Yugoslavya’nın kaderi ve parçalanması kaçınılmaz değildi.

>

Lord Owen, hatıralarında “Batı’nın Sovyet saldırısına ilişkin en ufak tehdidin ortadan kalkmasında sonra dahi zaten büyük olan Yugoslavya ordusunu uzun bir süre daha mantıksız bir şekilde finanse etmeye devam ettiğini belirtti.

>

Başımıza gelen felaket de Asya’dan gelmemiştir ve Avrupa kökenlidir. Saldırgan kendi bünyesinde iki zehri bir araya getirmiştir, faşizm ve bolşevizm.

>

Kurtuluş savaşlarında analiz etmeye elverişli olmayan elle tutulmaz bir nitelik vardır. Bu nedenle de Batı’daki askeri ve siyasi analistler tahminlerinde sürekli yanılırlar. Halkımız özgürlük için savaşıyor veya bunun da ötesinde bir varoluş mücadelesi veriyor. Böylesi bir savaş yürütmek zordur fakat böyle bir mücadeleyi de kaybetmek zordur. Son elli sene içinde mağlubiyet ile sonuçlanmış hiçbir kurtuluş mücadelesi bulunmuyor.

>

Zayıf olan taraf prensipli davranma çağrısında bulunur zira gücü yoktur. Yegane kozları prensipler olan müzakericilerin vay haline!