Yaratıcı Yazarlık

Murat Gülsoy·17 quotes

>

Freud çocuğun oyun oynarken aslında yaptığı işin çevresindeki nesneleri kendi arzularını tatmin için yeni anlamlar ve işlevlerle yükleyerek yeniden düzenlenmesinden ibaret olduğunu ve sanatçının da yaptığının bu sürecin kılık değiştirmiş biçimi olduğunu söylüyordu.

>

Dünya üzerinde acıdan kaçmaya ve hazzı bulmaya çalışan insan, yaşamını diğerleriyle ilişki içinde geçirmek zorundadır. Ötekilere çok çeşitli düzeylerde bağımlıdır. Ve iletişim topluluk halinde yaşayabilmek için yine yaşamsal bir önem taşır.

>

Edebiyat yapıtlarını derinlikli kılan, onları önemli yapan şey, sordukları sorulardır. Edebiyat, yanıtlar üretmekten çok, soruları çoğalttığında ilginçtir.

>

Özetlemek, sahnelemekle kıyaslandığında çok zayıf bir anlatım aracıdır.

>

Bu tür geçişlere “Kesme” diyoruz. Gündelik hayatta hikayelerimizi anlatırken pek yapmadığımız, o yüzden de öğrenmemiz gereken tekniktir. Kesme sahne dramatik işlevini yerine getirdikten sonra kesilmelidir. Aksi takdirde yaratılan etkinin bozulmasına neden olur.

>

Herakleitos’un şu sözünü hatırlatır bu durum: “İnsanın karakteri onun kaderidir.” Gerçek yaşamda kaderle mücadele ancak ölünce biter.

>

Bu satırlar Forster’a ait Kurmaca üzerine yazılmış kitaplarda yıllardır alıntılanan bu klasikleşmiş örnek,olay örgüsü ile hikaye arasındaki farkı vurgulamaktadır. Forstter’a göre hikaye olayların kronolojik sırasıdır ve olay örgüsü ise olayları birbirine nedensel ve mantıksal olarak bağlayan yapıdır.

>

Geri dönüş ve ileri gidiş (analepsis ve prolepsis) dışında değinmediğim birkaç teknik daha var. Biri sıklıkla kullanılan kesme tekniğidir.

>

Edebiyatta kurmaca, sözcüklerle yaratılır.. Bunun sonucu olarak edebiyat metninin içinde “gördüğümüz” nesneler dilsel nesnelerdir. Okurun zihniyle tam bir uyum içindedirler. Tamamen bize ait bir görüntüdür. Üstelik okurun okuma anındaki duygusal durumuyla da bağlantılıdır. Bu yüzden de aynı cümle iki kez “okunmaz” desek yeridir.

>

O yüzden Genette’in yaptığı ayrımı anmakta yarar var: Eğer anlatıcı, anlatılan hikayenin karakterlerinden biriyse buna homodiegetik anlatıcı; anlatıcı hikayenin karakterlerinden biri değilse ve yine de hikayenin tamamını bilerek üstten anlatıyorsa ona da heterodieyetik anlatıcı; homodiegetik anlatıcı hikayenin kahramınıysa autodigetik anlatıcı diyor.

>

Tüm edebiyat metinleri bir açıdan bakılınca boşluk tamamlama oyunu gibidir.

>

Edebiyat metnini yetkin kılan özelliği, dünya yaratmada gösterdiği başarıdır..

>

Kurmaca edebiyat metninin iki ana bileşeni vardır: Hikaye ve söylem. Bakış açısı, olay örgüsü, zaman ve dil gibi unsurlar söylem; olaylar ve varlıkla da hikayeyi oluşturan varlıklar, hikayenin karakterleri ve mekanıdır.

>

Karakteri unutulmaz kılan kendisiyle giriştiği mücadeledir.

>

Tip, ait olduğu kategorinin özelliklerini taşıyan bir örnektir. Bu kişilerin kurmaca içindeki rolleri çoğalırsa, anlatılan hikayenin seyrini değiştirecek kadar güç kazanırlarsa karakter özelliklerini taşımaya başlarlar. Ancak bazen rolleri çok olmasına rağmen tip düzeyini aşıp karakter olamayan kişilerle de karşılaşırız.

>

Hikayenin tek bir ana karakteri varsa bu hikaye kişisine protogonist denir. Ona karşı olan, yani protagonistlerin amacına ulaşmasına engel olmaya çalışan bir hikaye kişisi varsa ona da antagonist denmektedir. Her iki terim de eski Yunanca agon kökünden türemiştir. Agon, yani çatışma.

>

Karakterin bir dramatik gereksinimle sahnede belirmesidir. Karakterin kim olduğu anlamamızı sağlacak olan dramatik çatışma anlarında nasıl davrandığı görebilmemizdir.